Keçi polemiğine Bülent Aslanhan da girdi: Koyuna benzetilseydim dert ederdim

Her şey, gazeteci Cansel Oruç’un internetin sosyal paylaşım sitesi Facebook’taki sayfasında kasılıp bayılan keçiler ile ilgili bir bağlantıyı paylaşmasıyla başladı.
Bu paylaşıma AK Parti Bursa Milletvekili Hayrettin Çakmak esprili bir yaklaşımla “Bu bayılan keçiler referandumda hayır oyu verecek keçiler mi?” yorumu yaptı.
Ancak…
Çakmak’ın yorumuna gazeteciler Berhan Soner ve Mustafa Özdal’dan, “Referandumda hayır oyu verecek milyonlarca kişi keçi mi?” tepkisi geldi. Çakmak tepkiler üzerine önce esprisini anlatmak istedi ama baktı ki iş büyüyor yorumu bağlantıdan kaldırdı.
Sonra da Oruç sayfasından bağlantıyı tümüyle kaldırınca polemik sanal alemin karanlıklarına karışmış oldu.
Buna karşın…
Bu sayfalarda yer verdiğimiz keçi polemiği gördüğümüz kadarıyla sanal alemden sonra yerel siyasetin kulis malzemelerinden birine dönüştü.
Çünkü…
Bu kez de polemiğe CHP Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Sözcüsü Dr. Bülent Aslanhan karıştı.
Öncelikle…
AK Parti Bursa Milletvekili Hayrettin Çakmak için entelektüel ve şık giyimli gibi tanımlamalar yapıldığını anımsatan Aslanhan, kendisinin Facebook üyesi olmaması nedeniyle izleyemediği ama gazete sayfalarından okuduğunu belirttiği polemik için şunları yazıyor:
“AKP Milletvekili arkadaşımız, myo-klonik olarak kasılan ve bayılan keçileri gösteren bir film üzerine yorumlar yapmış. Bu yorumlarda diyesiymiş ki ‘Bu ayılan bayılan keçiler referandumda hayır diyeceklerin referandum sonrası halleridir’.  Bir grup dostumuz da referandumda hayır oyu kullanacak olanların ‘Keçilere’ benzetilmesine alınganlık göstererek önce sanal alemde sonra bazı gazetelerin köşe yazılarında yanıtlar oluşturmuş.”
Sonra da…
“Bence gereksiz olmuş” diyerek şöyle devam ediyor:
“Geçmişte söyledim, yeniden söyleyeyim:  12 Eylül’ün acılarını daha çocuk sayılabilecek yaşlarda yaşayan birisi olarak 12 Eylül’deki referandumda, hem de paravanın arkasına geçip gizli olarak değil, açık açık ‘Hayır’ oyu kullanacağım. Hem de inatçı bir keçi duygusuyla.”
Ardından…
Keçileri anlatıyor:
“Keçileri severim. Hele dağ keçilerini daha bir severim. Özgürdür onlar, çeviktir, dağlarda kayalardan kayalara zıplayarak gezerler. Sevimlidirler, başlarında çobanları olmaz pek. Kendi istekleri ve umutları ile beraberlerdir. Yüksek dağların sarp ve tehlikeli yamaçlarında rahatça gezip, yazın buzlu tepelere çıkarlar. Avlaması gayet zor ve tehlikelidir! Evcil olanları vardır, olmayanları vardır falan…”
Düşüncesini paylaşıyor:
“Bense en çok özgür olanlarını severim. Bu nedenle, kullanacağım ‘Hayır’ oyu yüzünden keçiye benzetildiğimde de özel bir alınganlık duymam. Keçiler de her tür canlı gibi hasta olabilir, bu sağlık sorununu büyütmemek gerekir. Zamanla geçer!”
Sözü bir başka yere bağlıyor:
“Keçi sorun değil de, koyuna benzetilseydim bunu dert ederdim işte. Çünkü koyun deyince aklıma hemen Nazım’ın o çok bilinen şiiri geliyor.”
Bu noktada…
Referandumda ‘Hayır’ oyunu paravanın arkasına bile geçmeden ‘keçi inadıyla açık açık’ kullanacağını tekrarlıyor ve büyük usta Nazım Hikmet’in şiirine yer veriyor:
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!

About The Author

aey

Other posts by

Author his web sitehttp://www.ahmeteminyilmaz.com

31

07 2010

Comments are closed.



%d blogcu bunu beğendi: