Adliye Sarayı için kamuoyu önünde yaşanan tartışmalar yargı önünde hukuk mücadelesine dönüştü

Aslında… Bu ülkede ve bu kentte hesap sorabilme geleneği olsa, cezaevinin yıkılıp yerine adliye yapılması kararını verenlere “Böyle bir kararı nasıl aldınız?” diye sorulması gerekiyor.
Tamam…
Heykel’deki tarihi adliye binası yetersizdi ve Bursa Adliyesi şubeler halinde değişik binalarda çalışıyordu ama tarihi bulunan, barındırdığı ünlü tutuklu ve mahkumlarıyla özel bir yere sahip Bursa Cezaevi’nin yıkılması gerekmiyordu.
Dünyanın her yerinde bu gibi anıya sahip yapılar farklı değerlendiriliyor ve turizme açılıyor.
Oysa biz yıkıp geçtik. Yıkarken de, sanki ülkedeki tüm cezaevleri kapanabilmiş gibi bir cezaevini yıkıyor olmanın mutluluğunu yaşadık.
Belki de…
O cezaevinin anılarından ve tarihinden kurtulduğumuzu düşünüp içten içe sevindik.
Hadi o günün koşullarında pek anlayamadan yıktığımızı kabul edelim. Peki… O koca araziye kondurulan modern Adliye Sarayı’nın projesine neden hiç itiraz etmediğimizi de an9layabilmiş değiliz.
Oldu bittiye mi geldi, gözümüz mü boyandı, dilimiz mi tutuldu bilemiyoruz.
Nedeni ortada…
O koca araziye kocaman bir bina konduruldu ama işlevsel olmadı.
Çünkü…
Kocaman araziye kondurulan kocaman binanın kullanım alanları az ve yetersiz, buna karşın boş alanları alabildiğine geniş.
Yani…
Tam anlamıyla bir koca binada yer israfı söz konusu.
İnsan küçücük duruşma salonlarına da üzülsün, hakim ve savcıların, hatta kalemlerin tabutluk gibi küçücük, daracık, ışıksız odalarda çalışmak zorunda kalmalarına mı üzülsün bilemiyor doğrusu.
İşte…
Peş peşe yapılan iki hatalarla ortaya çıkan Bursa’nın yeni ve modern Adliye Sarayı’nın daha hizmeti girişinin üzerinden 10 yıl bile geçmeden şimdi yenisini yapabilmek için mücadele veriyoruz, yer arıyoruz.
Üstelik…
Yenisini yapabilmek için gerekli ödeneğin temini için yol dolanmak zorunda kalıyoruz. Sorunumuzu da farklı yollarla çözmeye çalışıyoruz.
Tıpkı bugünkü gibi…
Danıştay’ın bölge yapılanması gibi oluşturulan Bölge İdare Mahkemeleri ardından Yargıtay’ın yükünü hafifletecek bölge yapılanması için de İstinaf Mahkemeleri oluşturuluyor. Bu mahkemelerden birinin Bursa’ya yapılması, başta Devlet Bakanı Faruk Çelik olmak üzere Bursa milletvekillerinin çabasıyla gerçekleşti.
Bu noktada…
Bugünkü Adliye Sarayı’nın yetersiz kalması nedeniyle yeni bir Adliye Sarayı yapılması gerekliliği doğunca, İstinaf Mahkemesi’nin şimdiki Adliye Sarayı’nın olduğu yere kurulması, bunun için sağlanan ödenekle de yeni bir Adliye Sarayı yapılması gibi dolaylı bir çözüm bulundu.
Fakat…
Bu kez de yer sorunu çıktı.
Siyasi irade ve yerel yönetimler, Ankara Yolu üzerinde bulunan Otosansit’in hemen yanında bulunan Karayolları Şantiyesi’nin olduğu yere yeni Adliye Sarayı’nın yapılmasını istiyorlar.
Başta Bursa Barosu olmak üzere bazı sivil toplum örgütleri de bu yere itiraz ediyorlar.
Yanı sıra…
Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey yeni arayışlar için Nilüfer’i adres gösteriyor.
Doğrusu istenirse…
Ankara Yolu’nda, Otosansit’in yanındaki Karayolları Şantiyesi’nin yerine Adliye Sarayı yapılması bizim de aklımıza yatmıyor.
Çünkü…
Adliye Sarayı’nın şehir merkezinde olması gerektiğine inanıyoruz.
Bu noktada…
Ortaya çıkan en ciddi gelişme, Baro’nun açtığı davada İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararı vermesi oldu.
Bugün de…
Bu kararla ilgili olarak Yıldırım Belediyesi öncülüğünde bir basın açıklaması yapıldı.
Yıldırım Belediye Başkanı Özgen Keskin’in okuduğu basın açıklamasına Gürsu Belediye Başkanı Orhan Özcü ve Kestel Belediye Başkanı Yener Acar da katıldılar.
Ayrıca…
AK Parti’nin Yıldırım İlçe Başkanı Necmi Akosman, Gürsu İlçe Başkanı İbrahim Arslan, Kestel İlçe Başkanı Nazif Aydın’ın yanı sıra CHP Kestel İlçe Başkanı Yıldıray Atlı ve MHP Kestel İlçe Başkanı Yüksel Okumuş da “ilçenin çıkarları doğrultusunda Adliye Sarayı’nın Ankara Yolu’na yapılması gerektiğine inandıkları için” basın açıklamasında hazır bulundular.
Yürütmesi durdurulan planı hazırlayan Şehir Plancısı Işın Çubukçu da toplantıdaydı.
Aslında…
Kestel’den gelen CHP ve MHP ilçe başkanlarının toplantıya katılma gerekçesi aynı zamanda basın toplantısını 3 ilçe belediye başkanının yapma gerekçesi olarak karşımıza çıkıyor.
Nedeni de ortada…
Baro’nun açtığı davaya İdare Mahkemesi’nin verdiği yürütme kararının birinci derece muhatabının Adalet Bakanlığı olması gerekiyor.
Gerçi…
Yıldırım Belediye Başkanı Özgen Keskin açıklamasında “İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma verdiği planı yapan belediye” oldukları için kendilerini davanın tarafı gördüklerini söyledi.
Toplantıda…
Belediye başkanları, Adliye Sarayı’nın Ankara Yolu’nda yapılmasına karşı çıkan tarafların gösterdiği Nilüfer’e uzaklık konusu da gündeme geldi.
O noktada da…
Kentin doğusundaki 3 ilçenin nüfusunun sürekli arttığını anımsattılar ve Adliye Sarayı’nın Nilüfer’e yapılması halinde bu kez de Yıldırım, Gürsu ve Kestel’e uzak olacağını anımsattılar.
Bu arada…
Davayla ilgili teknik bilgiler de verdiler. Örneğin, Gürsu Belediyesi’nin bir davaya itiraz başvurusu yaptığı halde 60 günlük itiraz süresi geçtiği için başvurusunun kabul edilmediğini, oysa Baro’nun açtığı davada planın onaylanmasından 600 gün sonra davanın kabul edildiğini anlattılar
Bunu da anlayamadıklarını söylediler.
Sonuçta…
Yeni Adliye Sarayı konusu ilginç bir aşamaya geldi.
Baro’nun itirazı üzerine İdare Mahkemesi tarafından verilen yürütmeyi durdurma kararını bu kez planı yapan olarak Yıldırım Belediyesi bir üst mahkemeye, yani Bölge İdare Mahkemesi’ne taşıyor.
Dolayısıyla…
Yer konusunda kamuoyu önünde yaşanan tartışmalar, yargı önünde hukuk mücadelesine dönüşmüş durumda.
Keşke…
Böyle bir tartışmaya ve mücadeleye hiç gerek kalmasaydı.

About The Author

aey

Other posts by

Author his web sitehttp://www.ahmeteminyilmaz.com

10

08 2010

Comments are closed.



%d blogcu bunu beğendi: