Bursa tercihini yapıyor… Geçmişten gelen değerlerini koruyan kent mi, yoksa mutsuz insanların yaşadığı sıradan bir kent mi?

1982 yılıydı… Dönemin askeri yönetimi tarafından Bursa Belediye Başkanı olarak atanan Ekrem Barışık, kentin tarihi değerlerine yönelik çalışmalara yöneldiğinde şaşkınlık oldu.
O yıllar…
Sanayide coşmaya hazırlanan bir kentte yaşıyorduk ve eski mahalleler dediğimiz kentin tarihi dokusunu yaşatan merkez mahallelerde müthiş bir apartmanlaşma süreci yaşanıyordu.
Ağa Han özel bir organizasyonla Bursa’ya getirildi ve Tophane’deki Kale Sokak gezdirildi. Eski Bursa evleri işte o gezi sonrası Ağa Han Vakfı’nın finansal desteğiyle restore edilip tarihe tutunmayı sürdündü.
Bu restorasyon Bursa’nın Osmanlı kimliğine yönelik ilk proje olarak kent kayıtlarına geçti.
Sonrasında…
Tophane Yamaçları’nın mezbelelikten kurtarılması, Ulucami-Orhan Cami arasının otobüs durakları olmaktan çıkarılması bu süreçte gerçekleşti.
Gelin görün ki…
Ulucami’yi, Yeşil Türbe’yi görmek, tarihi hanları ve çarşıları gezmek için Bursa’ya gelen turistleri Osmanlı kentinin merkezi Hisar’ın sokaklarında gezdirmeyi bugüne kadar başaramadık.
Türkiye’nin her yanında tarih kenti turizmi gelişti, ama Osmanlı’nın başlangıcı olan kent bu her yerdeki gelişmeleri uzaktan izlemekle yetindi.
Çünkü elindekinin değerini anlayamadı, bilemedi. Bilemediği için de uzaktan seyretti.
O bakımdan…
Şimdilerdeki çalışmaları çok önemsiyoruz.
Hele…
Son dönemde yerel yönetimlerin el attığı kültürel restorasyon kadar geleneksel yaşam alanlarının sürdürülmesi için yapılan çalışmalar hiç kuşku yok ki bu kentin tarihi kimliğini yarınlara taşıyacak değerler.
Aslında…
Bursa’da yaşam ya da tarih Osmanlı ile başlamıyor. Daha da eskisi var.
Örneğin…
Bilinen 2 bin 500 yıllık geçmişi olan bir kentte yaşıyoruz. Sürdürülen arkeolojik keşifler ve kazılar belki daha başka bulgular ortaya çıkaracak ve dünya tarihinde daha özel bir noktaya geleceğiz.
Fakat…
Bu kentin geçmişinde son iki dönem olarak adlandırabileceğimiz Osmanlı dönemine ait cami ve hanlar ayakta kalmayı başarmış olsa bile, Bizans’ın izleri ortada yok.
En önemlisi…
Bizans döneminin Bitinya Sarayı ve sonrasında Osmanlı’nın Bey Sarayı olarak kenti yönettiği yapının yeri belli, ama kendisi yok. Çünkü yıkıp üstüne askeri bina yapılmış.
Şimdi önce o askeri yapıyı kaldırmayı, sonra da kentin yönetim merkezini yeniden yapmayı hedefliyoruz. Yıllardır dinlediğimiz, umutlanıp heyecanlandığımız bu girişimlerde ilerleme sağlanamadığı için de bir Bursalı olarak üzülüyoruz.
Anımsanırsa…
Hisar içinde yerleşik kent Bursa’dan yıllarca söz ettik, ama o Hisar’ı çevreleyen surları daha yeni yeniden yapıp ortaya çıkardık.
Çünkü…
Değer bilmeyen yanımızla surları yıktık. Yıkamadığımız yerde de içine girip mesken ya da depo olarak kullandık.
Sözün özü…
Bir yandan modern Avrupa kenti olma hedefiyle ilerlemeye elbette devam edelim, ama bu yolda ilerlerken tarihi değerlerimizi ve kimliğimizi de göz ardı edip unutmayalım.
Başka ülkeler olmayan tarihlerinden değer üretmeye çalışırken, biz sahip olduğumuz değerlerin farkına varalım.
Yoksa…
Her gün monoton düzenle işe gidip gelen mutsuz insanların yaşadıkları sıradan bir kent olup kalırız.

04

Eyl 2017
00:02

Yorum kapalı.



%d blogcu bunu beğendi: